SUYA TUTUNAN ŞEHİR SİNOP

27/10/2005

FENERBAHÇE BEŞİKTAŞ GALATASARAY FARKI BULALIM

Günün birinde berber Fikret Usta'nın kapısı açılır... İçeri  giren müşteri Aziz Yıldırım'dır. Fikret Usta bir çırpıda saç-sakal traşını bitiriverir ve ücreti ödemek isteyen Yıldırım'a da "Aaaa, olur mu? Siz  koskoca Fenerbahçe başkanısınız... Sizden para almam söz konusu olamaz... Dükkanımı şereflendirmeniz yeter bana..." der. Fikret Usta ertesi  sabah dükkanını açmaya geldiğinde, kapının önünde koca bir paket ve  pakede iliştirilmiş bir zarf bulur... Pakette 15 adet  sarı-lacivert forma, zarftaise 15 adet 100 dolarlık banknot vardır... Mutlu  mutlu kafasını iki yana sallar ve ekler: Ne gereği vardı?
 
 
Aradan birkaç gün geçer, dükkanın kapısı açılır. İçeri giren YILDIRIM DEMİRÖREN 'dır... Fikret Usta bir çırpıda saç-sakal traşını bitiriverir ve ücreti ödemek isteyen DEMİRÖREN' da "Aaaa, olur mu? Siz  Beşiktaşlıların onursal başkanısınız... Sizden para almam söz konusu olamaz...  Dükkanımı şereflendirmeniz yeter bana..." der. Fikret Ustaertesi sabah  dükkanını açmaya  geldiğinde, kapının önünde küçük bir paket ve pakede  iliştirilmiş bir zarf bulur... Pakette 15 adet BJK rozeti, zarfta ise 15 adet  birer YTL'den toplam 15 YTL vardır... Mutlu mutlu kafasını iki  yana  sallar ve ekler: Ne gereği vardı?


Aradan birkaç gün daha geçer, dükkana ÖZHAN CANAYDIN gelir. Fikret Usta  bir çırpıda saç-sakal traşını bitiriverir ve ücreti ödemek isteyen CANAYDIN'a Aaaa, olur mu? Siz UEFA sampiyonu olan Galatasaray'ın  başkanıydınız... Sizden para almam söz konusu olamaz...  Dükkanımı şereflendirmeniz  yeter bana..." der.Fikret Usta ertesi sabah dükkanını açmaya geldiğinde, dükkanın önünde 15 Galatasaray yöneticisi sıra beklemektedir...

27/10/2005

FIKRA AMA GÜZEL Bİ FIKRA

Adamı , vergi dairesine çağırmışlar.. Yanında bütün defterlerini ve
hesaplarını da
getirmesini istemişler.. Adam korku içinde, mali danışmanına gitmiş..
Sormuş :
- Vergi dairesine giderken nasıl giyineyim?. Ne tür bir izlenim
bırakırsam, bana daha az vergi cezası keserler ?.
Mali danışman öğüt vermiş :
- En eski elbiselerini giy.. Yoksul, muhtaç bir görüntü ver ki, sana
az ceza kessinler..
Adam güvenemeyip, bir de avukatına danışmış..
Avukat, mali müşavirin tam tersi bir öğüt vermiş :
- En yeni, en pahalı elbiseni giy.. Güvenli, kendinden emin bir
görüntü ver ki, az ceza kessinler vergiciler..
Adamı bu öğütler tatmin etmemiş.. Aklına güvendiği, filozof bir
arkadaşına aynı soruyu sormuş.. Bu akıllı arkadaş bir hikaye anlatmış..

Şöyle demiş :

 

- Bir gelin, zifaf gecesi ne giymesi gerektiğini bir arkadaşına sorar..
O da, gırtlağa kadar kapalı, koyu renk bir gecelik giymesini tavsiye eder..
Bir başka arkadaşı ise, dekolte, şeffaf bir gecelik giymesini söyler..
Vergi dairesine giderken ne tür bir elbise giymesi için arkadaşından
öğüt bekleyen adam, bu hikayeyi dinledikten sonra, sorar :
 

 - Zifaf gecesi ne giyeceğini bilemeyen gelinle, vergi dairesine giderken
negiyileceğini soran benim aramda ne gibi bir ortak yan var ki ?
 

 Adamın akıllı arkadaşı gülerek, izah eder :
 

 - Ne giyersen giy, başına gelecek şey aynıdır...

5/7/2005

<B><I><U>SİNOP ŞEHRİ

4/7/2005

SOĞUK ESPİRİLER

- Fransız, İngiliz ve bir Türk bi uçak kazasında ölüp cehenneme gitmişler. Bizimki içeriye bir göz atıp terlemeye baslayınca yeni gelenleri karşılayan zebaniye dönüp merakla: "Abi sizin işinizde zor valla! Nasıl ısıtıyosunuz burayı" demiş. Zebani bizimkinin yüzüne bakıp şöyle demiş: "Türksün di mi"

- Iki arkadas konusurlar :
Karimla evlenmeden önce hiç yatmadim. Sen yattin mi?
Öteki basini kasir,
- Biraz düsünmem lazim. Karinin adi neydi?..

- Neden bazılarını uyandırmak için yüzüne su dökerler?
Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır..

- Karadenizliler neden perşembe günü fıkra anlatmaz?
Cuma günü namazda gülmesinler diye

- Arabanın motoru yanmış seninki benden kara.

- Adamın kafasına uçak düşmüş adam kalkmış noluyor lan demiş.

- En hızlı on hangi on? -Jeton.

- Geçen yolda taksi çevirdim 2 gün oldu hala dönüyor.

- Arabanın biri yanmış kamyonda düz.

- Yazılıdan 0 aldım ama önemli olan katılmaktı.

- Geçen gün dolaptan ses geliyo. Bir baktım, elbisenin modası geçiyo...

- Adamın biri hamama girmiş terlememiş...Neden?- Çünkü adam notermiş...No-ter..

- Ben çok alçak gönüllüyüm -Niçin? -Çünkü yükseklik korkum var!!!

- Adamın birinin burcu yaymış sabuna basmış yerde kaymış...

- Çok hastaydım. Ölüm kapımı çaldı. Canım da sağolsun gitti kapıyı açtı...

2/7/2005

ÖĞRETMENE SEVGİ

ÖĞRETMENE SEVGİ

           

                                   Kalbimde her goncanın bir çok hatırası var,

                                   Saçın bir ak telinde, bin çocuk yarası var.

                                                       Senelerce uğraşıp bana beyaz güllerden,

                                                       Binbir  çelenk taktılar saçıma ak tellerden.

                                   En güzel güftelerin en güzel bestesini,

                                   Seslerin en güzeli çocukların sesini…

                                                           Çınlıyor kulağımda o güzel nağmeleri,

                                                           Büyülü şarkı gelir onların gülmeleri.

                                   Gönül bahçelerinin onlar gonca civanı,

                                   Ben bu güzel bahçenin olmuşum bahçıvanı.

                                                           Çocuk fani hayatın gayesi, emelidir,

                                                           Devlet denen binanın yıkılmaz temelidir.

                                   Bu temele ilk harcı yoğuran işte benim,

                                   Toplumu millet yapan fedakar Öğretmenim.

                                                           Milletin kokusu var benim alın terimde,

                                                           Vatanın kalbi atar yaptığım eserimde.

                                   Hür semada çınlayan uçakların sesinde,

                                   Kırda yanık çobanın, o yanık nağmesinde.

                                                      Ben varım fabrikanın yükselen dumanında,

                                                     Vatan savunmasında, Mehmetçiğin yanında.

                                   Ben varım coşup taşan şairin kaleminde,

                                   Ben varım mısraların zevkinde, aleminde.

                                                        Savaşırım kalemim kılıçtan daha keskin,

                                                       Bu öyle bir savaş ki, düşmana bile yok kin.

                                   Hünerli ellerimle genç dimağlar yoğrulur,

                                   Düşünceler, duygular benimle şekil bulur.

                                                           Bir okur yazarlık, bir insan bedelidir,

                                                           Peygamber hükmüdür bu ebedi, ezelidir.

                                   Savaşlar çözüm değil, devir ilim çağıdır,

                                   İlimin kaynağı ancak öğretmen kucağıdır.

                                                       İnsanlar eşittirler Ulu Tanrı katında,

                                                       Bilenler üstündürler, bilmeyenler yanında.

                                   Şehitlerin kanıyla mürekkebi tartanlar,

                                   Kalemden akan kanın üstün olduğunu anlar.

                                                     Bir harf değil verdiğim, harflerin bin sesidir,

                                                      İnsanlık öğretmenin azatlı kölesidir.

                                   Senede bir gün anmak beni ancak mecazdır,

                                   Seneden bir gün değil, hergün anılsam azdır.

                                                     Vatan kalkınmasında öğretmenin yok dengi,

                                                           Öpülesi ellere; Öğretmene bin sevgi…

                       

                                                                                              24 Kasım 1990

                                                                                           Hasan YILDIRIM

                                                                                            Emekli Öğretmen

1/7/2005

<B><I><U>SİNOP</U></I></B>

 

Sinop'uma  Hediye

 

Dünyanın cenneti  Sinop’um benim.

Her nereye gitsem ederim yemin.

Antalya, Marmaris, Bodrum, Finike,

Hiçbiri benzemez benim memleketime.

 

Doğası, yeşili, her şeyi başka,

Onu gören kör bile düşer aşka,

Sinop’umun üç tarafı deniz,

Aşığız ona bitmez sevgimiz.

 

Yazı hele güzelliklerle dolu.

Her tarafı liman koyu,

Denizin içine girmiş uzun boyu,

Yaşar burada insan soyu.

 

Mevsime göre çıkan çeşit balığı,

Yaz kış değişir Sinop’un kalabalığı,

Şehrimin her yeri güzellik dolu,

Ne kadar görsem azdır onu.

 

Yedi mahalleli güzel ilim,

Sensin benim canım sevgilim,

Muhammer Tarakçı sana ne yazsa az,

Sende onu sevdiğini söyle etme naz.

 

Aşıklar caddesi sevgililerle dolu,

Görenler kol kola kapatırlar yolu,

Ne kadar anlatsam seni ben,

Gelmez bu şiirin sonu.

 

                                 Muammer TARAKÇI

                        Halk Şairi

1/7/2005

SİNOP

1/7/2005

ERFELEK TATLICA ŞELALERİ